CHP Sözcüsü Bülent Tezcan: Artık Türkiye'nin bir adalet davası var, sözcüsü Kemal Kılıçdaroğlu'dur

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, MYK toplantısının gündemine ilişkin CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan: Artık Türkiye'nin bir adalet davası var, sözcüsü Kemal Kılıçdaroğlu'dur

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, MYK toplantısının gündemine ilişkin CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

12 Temmuz 2017 Çarşamba 16:22
CHP Sözcüsü Bülent Tezcan: Artık Türkiye'nin bir adalet davası var, sözcüsü Kemal Kılıçdaroğlu'dur

Tezcan, konuşmasına başlamadan önce salonda bulunanlara bakarak, ''Bronzlaşan arkadaşlar mı var adalet rengi mi oluyor bu?'' diyerek tebessüm etti. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde yapılacak etkinlikler konusunda, ''15 Temmuz'da bir de Cumhurbaşkanlığı himayesinde diye özel bir program yapmışlar bu özel programda, Meclis'te yapılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı konuşacak, MHP Genel Başkanı, Meclis Başkanı konuşacak. Anamuhalefet partisi Genel Başkanı ve Meclisteki diğer parti genel başkanı konuşturulmayacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bölmeye kimsenin hakkı yoktur. TBMM Başkanına sesleniyorum; TBMM yerleşkesi ve eklentilerinde Meclis Bütünlüğü içerisinde yapılacak törenlerde sizin keyfinize göre şunlar konuşacak, konuşmayacak diye bir ayrım yapma hakkınız yok'' ifadelerini kullandı.

CHP Sözcüsü Tezcan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: 

Srebrenitsa katliamı 

''Dünya hala bu avcıların yaşandığı bölgelerin var olduğu 21. Yüzyılın ayıbı içerisinde. Bu ayıpları ortadan kaldırmanın yolu geçmişte yaşanan bu katliamlara karşı ortak bir insanlık duruşu gösterebilmektir. Adalet yürüyüşümüzün bir boyutu da bu ortak insanlık ülküsünü büyütebilme inancıydı. 

'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' 

Bütün mağdurların özlemine kulak verdi. Bu genel başkanımızın yürüyüşü değildi. Sadece CHP'lilerin değildi. Bu adalet çığlıydı. Yükselmesi gereken güç ve kudrette yükseldi. Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu adaletin sebebi sorumlusu olanlar da gözlüyor ve biliyor. Bu çerçevede telaşları bir kat daha artıyor.  

'Maltepe çağrısındaki 10 madde Türkiye'nin aydınlığa ulaşacağı yol haritası' 

Önümüzdeki yol haritamızda Maltepe çağrısındaki 10 madde Türkiye'nin karanlıktan aydınlığa ulaşacağı yol haritasının aslında ta kendisidir. Bu çerçevede adalet mücadelemiz devam edecek.

'Artık Türkiye'nin bir adalet davası var' 

Bu yürüyüş gösterdi ki artık Türkiye'nin bir adalet davası var. Adalet davası açtık. Bu davanın bir sözcüsü var. Sözcüsü Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Mücadelesi, alın teri ve arkasındaki toplumsal destekle sözcüzü olmuştur. 10 maddelik Maltepe çağrısı bir anlamda ilk dava dilekçesidir. Adaletsizlikle karşılaşan herkes bu dosyanın içine dilekçelerini koyacaklar. Bu dilekçeler ile davayı kazanacağız Türkiye adalet davasını kazandığı zaman baskıya, zorbalığa, diktatörlüğe karşı rahat nefes almış demokrasiyi yerleştirmiş bir ülke olmanın onurunu yaşayacak. Türkiye'nin geleceği bu davayı kazanmasına bağlı.  

'Faşizm kitleleri sokağa çağırmaz. Kitleleri mecbur bırakır' 

Telaşa düştüler adaletsizliğin sahibi olanlar. Böylesine mazlum, barışçıl bir eylemi faşizm ile kıyaslamaya  faşizm diye adlandırmaya kalkıştırlar. Ak Parti sözcü Mahir Ünal 'siz faşizme davet ediyorsunuz' diye açıklama yaptı.  Mahir Ünal, faşizmin ne demek olduğunu ya bilmiyor ya da böyle söylemek ancak korkularından kurtarıyor. Faşizm kitleleri sokağa çağırmaz. Kitleleri mecbur eder. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi yargıyı etkisiz hale getirerek, sokaktan başka çıkış yolu bırakmaz. Tam da Türkiye'yi tarif ediyor. Bizi sokağa mecbur bırakan tek adam rejiminin uygulamaları ve dayatmalarıdır. Sokağın sesinin ne kadar etkili olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

'Hitler'in ve Mussolini'nin yaptıklarından farklı değildir' 

Faşizm kitleleri bir şekilde sokağa çağırır o da iktidar olduğu zaman. Devleti elinde tutup kontrol etmeye başladığı zaman  devlet gücüyle halkın bir kesimini sokağa çıkarır. Halkın geri kalan kesimi ile çatıştırmaya başlar düşman  eder. Yani kutuplaşma siyaseti güder. Tanıdık geliyor mu bu söylediklerim. Bugün ki  iktidarın devlet kontrolünde halkı sokağa çıkartıp bir çatışma yaratmaya  dönük çağrıları aslında tarihte Hitler'in ve  Mussolini'nin yaptıklarından farklı değildir. Adalet yürüyüşü ile başlayan o büyük demokratik çıkış Türkiye'nin özgürlük ve demokrasi  tarihinin önemli bir dönüm noktası olacaktır. Bu boş sözlere de kulak asmayacağız. Biz yolumuzda kararlıkla devam edeceğiz.

'Halkın 15 Temmuz'unda demokrasi, Saray'ın 15 Temmuz'unda darbe var' 

15 Temmuz bir darbe girişimine karşı halkın ve siyaset kurumunun cesaretle direndiği bir büyük önemli tarihtir.  Ancak ne yazık ki, iktidar her şeyde olduğu gibi. 15 Temmuz'u da ikiye ayırmıştır. 15 Temmuz üzerinden de bir ötekileştirme kampanyası yürütmektedir. İki 15 Temmuz var. Biri halkın diğeri sarayın. Halkın 15 Temmuz'unda demokrasi, sarayın, 15 Temmuz'unda darbe var. sarayın, 15 Temmuz'u darbeciliğin adıdır. Bir yıl geçmesine rağmen darbenin siyasi ayağı hala ortaya çıkartılamadı.

Bugüne kadar, Fetullahçı Terör Örgütü'nü devletin bağrına yetiştirenler, hala devleti yönetmeye devam ediyorlar onların arasında hiçbir sorumlu yok ortaya çıkartılan. Sarayın 15 Temmuz'u darbeyi öngören, önlem almayan ve onun sonuçlarını kullanarak bir yeni darbe yaratan anlayış. Bir yıl geçmesine rağmen darbeyle hesaplaşmanın önünü tıkamıştır. Bugün OHAL darbe ile mücadele için değil darbenin siyasi ayağını gizlemek için kullanılmaktadır.

'Sorumlularının ortaya çıkmasından özellikle korkuyorlar' 

15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümündeki etkinliklere değinen  Tezcan sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumartesi günü Meclis'te 15 Temmuz ile ilgili resmi bir toplantı olacak. Siyasi parti liderleri konuşma yapacaklar. 10 dakika ile sınırlıyorlar.  15 Temmuz gibi önemli bir konuyu konuşmak için verilen süre 10 dakika. Bu 15 Temmuz'u konuşmamak için konuşturmamak için verilen süre. Özelikle korkuyorlar. 15 Temmuz darbe girişiminin arka planındaki sorumluların gerçek sorumlularının ortaya çıkmasından özellikle korkuyorlar sonuna kadar darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılması için mücadele edeceğiz. 15 Temmuz'da bir de Cumhurbaşkanlığı himayesinde diye özel bir program yapmışlar bu özel programda, Meclis'te yapılıyor.  Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı konuşacak, MHP Genel Başkanı, Meclis Başkanı konuşacak. Anamuhalefet partisi  genel başkanı ve Meclisteki diğer parti genel başkanı konuşturulmayacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bölmeye kimsenin hakkı yoktur. TBMM Başkanına sesleniyorum; TBMM yerleşkesi ve eklentilerinde Meclis Bütünlüğü içerisinde yapılacak  törenlerde sizin keyfinize göre şunlar konuşacak konuşmayacak diye bir ayrım yapma hakkınız yok.

'Meclis'te o bombaların altında ben de vardım' 

15 Temmuz'a karşı o Meclis'te o bombaların altında hepimiz ben de vardım. Bütün vekiller ordaydı. Bombalar sadece sizin değil hepimizin başına düştü. Darbeye karşı birlikte direndik. Biz çağırdık halkı tankın üzerine çıkın diye.''  

 
Son Güncelleme: 12.07.2017 16:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.