Gülmen ve Özakça için yürüyor

KHK ile işlerinden olan ve tutsak bir şekilde açlık grevlerini sürdüren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için 23 gündür 430 kilometre yol yürüyen 57 yaşındaki Diyabet ve Kalp hastası Hıdır Aydur, ''Nuriye ve Semih bizim onurumuzdur. Onların kararları her ne olursa olsun arkalarındayız. Dileğim odur ki, iktidar bunu görmeli ve bu insanların ekmeğini, aşını geri vermeli'' dedi.

Gülmen ve Özakça için yürüyor

KHK ile işlerinden olan ve tutsak bir şekilde açlık grevlerini sürdüren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için 23 gündür 430 kilometre yol yürüyen 57 yaşındaki Diyabet ve Kalp hastası Hıdır Aydur, ''Nuriye ve Semih bizim onurumuzdur. Onların kararları her ne olursa olsun arkalarındayız. Dileğim odur ki, iktidar bunu görmeli ve bu insanların ekmeğini, aşını geri vermeli'' dedi.

08 Temmuz 2017 Cumartesi 10:30
Gülmen ve Özakça için yürüyor
Baran Furkan Gül/ARK Gazetesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Güven Park'ta başlattığı Adalet Yürüyüşü'nde artık son aşamalara gelindi. 

Adalet Yürüyüşü başladığında iktidar açısından görmezden gelinmeye çalışılan, öyle ki eski günlere atıfla ''Yollar yürümekle aşınmaz'' denilerek, önemsemediklerini ifade ettikleri bir eylemdi. Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun ardında yürüyen yüzler, on binlere ulaştığında ve tüm dünyanın ilgisini çektiğinde ise ''Artık kabak tadı verdi'' açıklamasını yapabilecekleri bir eyleme dönüştü. 

Adalet Yürüyüşü, adalet temelinde çok farklı talepleri olan binlerce insanın katıldığı bir eylem. Kılıçdaroğlu ise Adalet Yürüşü'nün özünü şu sözlerle anlatıyor; ''Hapisteki akademisyenler için, tutuklanan gazeteciler için, tutuklanan milletvekilleri için, hepsi için yürüyoruz biz aslında. Yürüyüşe taşeron işçileri geldi. 'Kadro istiyoruz' dediler. Emeklilikte yaşa takılanlar geldiler. Çocuklar geldi, sanatçılar geldi, engelliler geldi. 15 Temmuz'da şehit edilenlerin aileleri geldi. 15 Temmuz'da köprüde linç edilen askerlerin aileleri geldi. Bu yürüyüş adaleti isteyen herkes içindir. Bu yürüyüşte, bu toplumun adalete susadığını gördük...'' 

''CHP'nin yaptığı en iyi iş'' 

Toplumun her kesiminden farklı talepleri olan ve 'Adalet' başlığı altında yürüyen on binlerce insandan biri de Hıdır Aydur...

Diyabet ve kalp hastası olan 57 yaşındaki Aydur, aynı zamanda bir esnaf. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet' için İstanbul'a yürüyeceğini duyduğunda kepenk kapatarak adalet için yollara düştü. 

23 günde 430 kilometre yürüyen Aydur, Cumhuriyet Halk Partisi'nin en doğru yaptığı işin geç kalınmasına rağmen bu yürüyüş kararını alması olduğunu ifade ediyor. 

''Toplum tehditlerle susturulmakta''

Aydur, ülkede adaletin yavaş yavaş yok edilmekte olduğunu şöyle anlatıyor: 

''Dikta rejimine gidişin yolu açıldı. Yargı tamamen bağımlı hale geldi. Savcılar, hakimlerin tamamı şuan bir parti tarafından atanmakta. Bu ülkede insanların yargı yolu kesildi. Muhalif olan herkes ya suçlu ya suçlu. Bu partiden olmayan herkes terörist ilan edilmeye başlandı. Bu ülkede bir seçim, kaybetmelerine rağmen YSK tarafından darbe yapılarak kazanılmış gösterildi. Toplum tehditlerle susturulmakta. Suçsuzluklarını ispatlayacak bir organ kalmadı.'' 

''Seslerine ses olmak için katıldım''

KHK'lerle ekmeklerinden edilen insanların yapacak hiçbir şeyi kalmadığını ifade eden Aydur, ''Açlık grevi yaptılar. 76. gününde Semih ve Nuriye gözaltına alındı. O günden beri yargılanamıyorlar ve suç arıyorlar. Kim ile ilintili göstersek diye bakıyorlar. Suç unsuru gözaltına alındıktan sonra aranıyor. Bu insanlar 76. güne kadar en az 15 defa gözaltına alındı. Hiçbir suç unsuru bulunamadı'' diyerek devam ediyor: ''Bu insanlar şuanda 123. gününde. Geri dönülmez bir yola girdiler. Şu anda yürüyemiyorlar zaten. Bu ülkede darbe yapan damatlar serbest bırakıldı. Semih ve Nuriye ne istiyor? KHK ile atılan insanlar, Alev Şahin Düzce'de ne istiyor? Ekmeklerini istiyorlar. Suriye'den gelen insanlara maaş veriyorsun, bakıyorsun da kendi akademisyenini kapının önüne koyuyorsun. Aç, susuz bırakıyorsun. Ondan sonra insanlar buna tepki gösterince tutukluyorsun, ilaçlarını vermiyorsun, ölüme terk ediyorsun. Ölmelerini istiyorsun. Yani diyorlar ki, 'Ben bunların ekmeklerini verirsem, diğer KHK ile atılanlar da gelir benden ekmeklerini geri ister.' Böyle bir devlete tahammül olabilir mi? Bu keyfi bir uygulama. Ben Güven Park'ta bu yürüyüşün içini doldurmak ve KHK ile işten atılanların geri planda kalacağını, bu yürüyüşün onların önüne geçeceğini gördüm. Onların sesine ses olabilmek bir tane dövizimi alarak katıldım.''

''Nazlıaka, 'çok kötüler, bıraksalar' dedi''

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile görüşen milletvekillerinin olduğunu aktaran Aydur, şöyle devam ediyor ''Ankara milletvekili Aylin Nazlıaka, yürürken yanıma geldi ve bana selamları olduğunu söyledi. Bana 'Yeter, ölmelerini istemiyorum. Çok kötüler, bıraksalar' dedi. Peki 'söylediniz mi?' dedim. 'Çok kararlıydılar' dedi. 'Şimdi bana neden söylüyorsunuz?' dedim bende. 'O insanların onurlu mücadelesi karşısında sen söyleyemiyorsan, ben nasıl söyleyeyim' dedim. 

Sayın Genel Başkan'ın (Kemal Kılıçdaroğlu) bu konuyla ilgili birçok defa AKP ile görüştüğünü biliyoruz. Karşılığında hiçbir cevap alamadığını da biliyoruz. Bundan dolayı çağrıyı AKP'ye değil de -yanlıştır- onlara yaptı. Devlete baskı uygulamalıydı. Devlet kendi halkına kulaklarını tıkamış, gözlerini bağlamış vaziyette. Terazinin bir kefesini aşağı indirmiş vaziyette hareket ediyor. Adil değil. Hukuk yok, anayasa yok. Hiçbirini tanımıyorlar. Devlet açıkça bu iki insanı öldürecek. Semih'in açlık grevinde olan eşini bile dün gözaltına almışlar. Veli'nin (Saçılık) omuzunu kırmışlar. Yüksel'de yaşananlara vicdanı olan bir insanın dayanabileceğini ben sanmıyorum. Düşmana böyle saldırdıklarını görmedim. IŞİD'lileri gözaltına aldıklarında ellerini kollarını sallayarak yürüdüklerini gördüm. Gülen'in elemanlarını bey gibi götürüyorlar. Ama bizim insanlarımızı ters kelepçe takarak götürüyor. Dediğim gibi bu ülkede dikta rejimine gidiş var.

''Kitle Maltepe'de tutulmalı''

CHP, buraya topladığı insanları Maltepe'de oturtturmaz da dağıtırsa en büyük hatasını yapar. CHP yürüyen insanları Maltepe'de tutmalı. Sonuç alınana kadar bu insanlar bir arada olmalı ve direnmeli.''

''Kararları ne olursa olsun arkalarındayız'' 

Aydur son olarak şunları söyledi: ''Nuriye ve Semih bizim onurumuzdur. Onların kararları her ne olursa olsun biz arkasındayız. Dileğim odur ki, iktidar bunu görmeli ve bu insanların ekmeğini, aşını geri vermelidir. Kurulmuş bir komisyon var. Acilen Nuriye ve Semih'in dosyası en öne alınmalıdır. Bu insanlar akademisyen, öğretmen. Suçları olsaydı bu güne kadar gelemezlerdi.''
Son Güncelleme: 08.07.2017 12:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.