HDP'li Yıldırım: Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, ''Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez. Dünya tarihinde, Demokratik işleyişe yönelik kravatlı ve takım elbiseli darbelerin sayısız örneği vardır. Ne yazık ki, Türkiye’nin son bir yılı da buna örneklerden biridir'' dedi.

HDP'li Yıldırım: Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, ''Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez. Dünya tarihinde, Demokratik işleyişe yönelik kravatlı ve takım elbiseli darbelerin sayısız örneği vardır. Ne yazık ki, Türkiye’nin son bir yılı da buna örneklerden biridir'' dedi.

15 Temmuz 2017 Cumartesi 15:30
HDP'li Yıldırım: Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Meclis Genel Kurulu'nda 15 Temmuz'la ilgili oturumda konuştu. 

Yıldırım şunları söyledi: 

15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde, Meclis Genel Kurulu’ndan Eş Genel Başkanlarımız Sayın Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere tutsak durumda olan milletvekillerimizi, Belediye Eş Başkanlarımızı, parti yöneticilerimizi, tutuklu gazetecileri, açlık grevine devam eden Nuriye ve Semih’i, OHAL kapsamında mağdur edilen masum yurttaşlarımızı; HDP Grubu, Genel Merkezi ve tüm teşkilatları ile çalışanları adına selamlıyorum.

Siyasi operasyonlarla tutsak edilmemiş olsalardı, Eş Başkanlarımız Sayın Yüksekdağ ve Sayın Demirtaş bu kürsüden selamlanacak değil, hitap edecek liderlerdir” 

15 Temmuz darbe girişimi de darbecilere siyasi iktidar tarafından öncesinde sunulan olanaklarla, tanınan imtiyazlarla, getirilen dokunulmazlıklarla, verilen yargılanmazlık taahhütleri ile göstere göstere gelmiştir. Sadece 15 Temmuz darbesinden bir önceki yasama yılının Meclis tutanaklarına bakıldığında partimiz hatiplerince, bu kürsüden sayısız kez bir darbe mekaniği, potansiyeli ve yakın ihtimaline dikkat çekilmiş, siyasi iktidar uyarılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde, Çözüm Sürecinin bitirilmesi ile başlatılan çatışmaların ve siyasi iktidarın girdiği milliyetçi muhafazakâr ittifakların ülkeye hayır getirmeyeceğini defalarca söyledik. Böylesi bir atmosferin ülkeyi darbe mekaniğinin içerisinde tutacağını; ekonomik, sosyal, siyasi, diplomatik krizlerin içinde debeleyeceğini ısrarla belirttik.

Darbe girişiminden iki yıl önce, 2014 yılında, şu anda siyasi rehin durumda olan Eşbaşkanımız Sayın Selahattin Demirtaş ve Grup Başkanvekilimiz Sayın İdris Baluken, hükümeti defalarca darbe mekaniği konusunda uyarmıştı. 16 Temmuz’da tüm partiler tarafından imzalanan ortak deklarasyonda demokratik siyaset ve güçlendirilmiş parlamenter demokrasi vurgusu yapılmıştı. O gün Türkiye’de darbe karşıtlığına, siyasi partilerin farklı görüşlerine saygı gösterilmek kaydını düşen siyaset kurumu damgasını vurmuştu. 16 Temmuz 2016 tarihinde partimiz bu kürsüden darbenin sadece askeri yollarla olmayabileceğini ifade etmişti. Ancak hemen akabinde darbe lütuf olarak görülmüş ve OHAL ilan edilmiştir. Tekrar belirtmek gerekir ki; darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilmez. Dünya tarihinde, Demokratik işleyişe yönelik kravatlı ve takım elbiseli darbelerin sayısız örneği vardır. Ne yazık ki, Türkiye’nin son bir yılı da buna örneklerden biridir. Ancak o günlerde bugün olduğu üzere, tekçiliği esas alan siyasi iktidar Kürt karşıtı politikası ile Kürt coğrafyasında darbecilerin bütün komuta kademesini suç makinesine dönüştüren sınırsız yetki tanımıştı.

20 Temmuz’da Türkiye’de bir darbe daha gerçekleştirildiğini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Bu darbeyi müteakip Eş Başkanlarımız ve Milletvekillerimiz tutuklandı. Belediyelerimize kayyım atandı. Gazeteciler tutuklandı. 15 Temmuz Darbe girişimine karşı duran çok sayıda kamu emekçisi işinden edildi. 15 Temmuz’da cesaretle darbe karşıtı yayın yapan birçok medya organı ve sivil toplum kuruluşu KHK ucubesiyle kapatıldı. Tüm bu KHK zulmüne uğrayanların ortak iki yönü vardı; Birincisi bu kişiler ve kurumlar darbe karşıtı idi, ikincisi ise AKP’li değildiler. Bu durum bile yalnız başına darbe girişimi ile buna bağlı olarak OHAL ve KHK’ların nasıl da amacından koparılarak kullanıldığının göstergesidir.

Oysa 15 Temmuz darbe girişimine karşı TBMM’nin ve bütün halkımızın gösterdiği ortak duruş için önemli bir fırsat sunuyordu. Ancak, bu fırsat bu alçak tehditlerin ortadan kaldırılması ve ülkemizin demokratikleştirilmesi yerine bunları kişisel otorite tahkim etmek için kullanılmış ve sivil bir darbe ile parlamento ve yargıya el konulmuştur. İktidarın açık talimatları ile Eş Genel Başkanlarımız ve Milletvekillerimiz rehin alınarak cezaevlerine konulmuş, Hukuk ve etik dışı bir şekilde Eş Başkanımız Sayın Yüksekdağ’ın ve Milletvekilimiz Nursel Aydoğan’ın Milletvekillikleri düşürülmüştür.

Yine Eş Genel Başkanımız Sayın Demirtaş tutukluluğunun 9. ayında olmasına, mahkeme karşısına çıkarılmamış ve ifadesi dahi alınmamış olmasına rağmen, hakkında iktidar Partisi Genel Başkanı tarafından asla kabul edilemeyecek ağır ifadelerle kesin hüküm verilmiştir. Yargıya açık müdahale ve talimat anlamına da gelen bu hakareti olduğu gibi iade ediyoruz. Eş Başkanlarımız hepimizin onuru ve halkın iradesi olan demokrasi mücadelesinin kahramanlarıdır. Ne FETÖ darbesini ne de sonraki darbeyi kabul etmeyeceğiz, asla boyun eğmeyeceğiz.''

''Bugünkü zulmünde devam etmeyeceği 16 Nisan referandumunda halkın duruşu ile ortaya çıkmıştır” diyen Yıldırım, “Üsküdar, Bahçeşehir, Kısıklı, Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Hakkâri, Şırnak, Mersin, Adana gibi birçok yerin 16 Nisan referandum sonuçlarına bakıldığında bu durum çok net görülecektir. İktidar temsilcilerinin çokça referans gösterdiği İbn-i Haldun’un şu tespiti de göz ardı edilmemelidir; İktidarlar doğar, gelişir ve sonlanırlar. Mevcut Siyasi iktidar da uyguladığı zulüm politikaları ile böyle bir sürecin içerisine girmiştir. Çünkü adalet terazisi şaşmış, İslamcı idealler iktidar ve güç istencine kurban edilmiştir'' şeklinde konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.