Kılıçdaroğlu: 'Milli irade, millli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda AKP'li vekillere hitaben '''Milli irade, milli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz. Hiçbir makam, hiçbir mevki, hiçbir kişi, hiçbir sınıf TBMM'yi feshedemez'' ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu: 'Milli irade, millli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda AKP'li vekillere hitaben '''Milli irade, milli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz. Hiçbir makam, hiçbir mevki, hiçbir kişi, hiçbir sınıf TBMM'yi feshedemez'' ifadelerini kullandı.

23 Nisan 2017 Pazar 15:53
Kılıçdaroğlu: 'Milli irade, millli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz

TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'li milletvekillerine, ''Rahatsız olduğunuzu biliyorum, vicdan azabı çektiğinizi de biliyorum, milli iradeye saygı göstermediğinizi de biliyorum ama beni dinlemek zorundasınız. 'Milli irade, milli irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz. Hiçbir makam, hiçbir mevki, hiçbir kişi, hiçbir sınıf TBMM'yi feshedemez'' dedi.

Meclis Genel Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 97'nci Kuruluş Yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. Genel Kurul’da konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

''Hepimizi çatısının altında toplayan bu Gazi Meclis, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve bizzat Türkiye halkının vücuda getirdiği bir harikadır. Ayrıca, 23 Nisan 1920'nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklarımıza armağan edilmesi, aynı zamanda cumhuriyetimizin de her zaman bir çocuk kadar saf, temiz ve yalın kalacağına duyulan inancı ifade eder. Milletimizin, Türkiye Cumhuriyeti'ne duyduğu sevgi ve bağlılığın kaynağında da bu inanç vardır.

Milli Mücadeleyi yönetmesi nedeniyle dünyada 'Gazi Meclis' unvanına sahip tek parlamento olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, kurulduğu ilk günden itibaren hükümetin denetlenmesi görevini kararlılıkla sürdürdü. TBMM'nin değerli üyeleri, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik dönemlerinde dahi denetim sorumluluklarından ödün vermedi.

En zor koşullarda bile TBMM, hükümeti denetleme görevini yapmış ve hiç kimse kürsüye çıkıp, 'Memleket savaş halinde siz bu soruları niçin soruyorsunuz?' ya da 'bu gensoruyu niçin veriyorsunuz?' diye sormamıştır. Çünkü bu onurlu milletvekilleri, hükümet üzerinde denetim görevlerini yaparak parlamentoya saygınlık kazandırmışlardır.

Milletvekillerinin sözlü ve yazılı soru önergeleri ile gensoru önergeleri yoluyla denetim yetkilerini kullanmaları, küçük bazı tartışmalar dışında sorun edilmemiş, asla 'ayak bağı' olarak nitelendirilmemiştir.

''MÜHÜRSÜZ SEÇİM'' 

Bugün gelinen noktaya bakalım, YSK tarafından meşruiyeti tartışılır hale getirilen 'mühürsüz seçim'le bizler, yani biz milletvekilleri bu kürsüye çıkıp bir bakana bir sözlü soru dahi soramayacağız. Soruyu sorsak dahi, Sayın Bakan bu kürsüye çıkıp bizlerin sorularına cevap verme tenezzülünde dahi bulunmayacaktır.

23 Mart 1924'de TBMM'de görüşmelerine başlanan Kanunu Esasi'nin 25. maddesi, 'Meclisin kendiliğinden seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi, Cumhurbaşkanı da hükümetin değerlendirmesini aldıktan sonra, gerekçesini Meclis'e ve millete bildirmek şartıyla seçime karar verebilir' şeklindeydi. Dönemin milletvekilleri, 'Hükümetin değerlendirmesini almak ve gerekçesini' Meclis'e ve millete açıklama zorunluluğuna rağmen, fesih yetkisine karşı çıkmışlardır.

AKP'Lİ VEKİLLERE YANIT VERDİ 

Rahatsız olduğunuzu biliyorum, vicdan azabı çektiğinizi de biliyorum, milli iradeye saygı göstermediğinizi de biliyorum ama beni dinlemek zorundasınız. 'Milli irade, mili irade' diyorsunuz, milli iradeyi satıyorsunuz. Hiçbir makam, hiçbir mevki, hiçbir kişi, hiçbir sınıf TBMM'yi feshedemez.''

MECLİS BAŞKANI ARAYA GİRDİ-

Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında TBMM Başkanı İsmail Kahraman araya girerek, ''Lütfen müdahale etmeyiniz, hatibin insicamını bozmayınız'' dedi.

''BEN BU MECLİS'İN İTİBARINI KORUMAK ZORUNDAYIM'' 

Kılıçdaroğlu da konuşmasına şöyle devam etti:

''Ben bu Meclis’in itibarını korumak zorundayım. Aldığım her oyun hakkını vermek zorundayım. Ben milli iradeye saygı göstermek zorundayım.

Sonuç; 25. madde yani cumhurbaşkanına fesih yetkisi veren madde reddedilmiştir. Tarih böyleyken, Türkiye Büyük Millet Meclisi köklü geçmişine, kurucu değerlerine sahip çıkmak yerine Meclis’i fesih yetkisini, bir kişiye üstelik hiçbir gerekçe göstermeden verilmesini istemiştir.

Bu anlayış milli irade üzerine düşen en büyük gölgedir ve milli iradenin reddidir. Tarih, milletin egemenliğini bir şahsa teslim etmenin yolunu açan milletvekillerini elbette unutmayacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı yurt dışına çıktığında veya görevinden geçici olarak ayrıldığında O'na zatı aliniz vekalet ediyordu çünkü siz seçimle gelen bir milletvekilisiniz. Ayrıca TBMM Başkanlığı'na da seçimle geliyorsunuz. Milli iradenin kalbi olan TBMM'yi temsil ediyorsunuz. Aynı zamanda tüm parti gruplarına karşı da tarafsızlığınızı korumak durumundasınız.

Üzülerek ifade edeyim ki yeni tek adam rejiminde siz Sayın Cumhurbaşkanı'na vekalet edemeyeceksiniz. Daha acı olanı ise, Sayın Cumhurbaşkanı'na vekaleti seçimle gelen bir kişi değil atama ile gelen bir başkan yardımcısı yapacaktır. Bizim tarihimizde bu durum, darbe dönemlerine özgü bir uygulamadır. Bu acı gerçeğin unutulmaması gerek.

''TBMM BÜYÜK BİR İTİBAR KAYBINA UĞRAMIŞTIR'' 

Bu Meclis kuruluşunda, liyakate dayalı bir devlet yönetiminin, Türkiye’nin bekası açısından ne kadar önemli olduğunu bilen bir meclistir. Yani ülkeyi yönetenlerin işi ehline vermeleri kuralını öngörmüştür.

Devlette liyakat sisteminin kurallarını, keyfi uygulamalara yol açmaması açısından, hep bu Meclis belirlemiştir. Yürütme organı da bugüne kadar, bu kuralları esas alarak atama yapmıştır. Şimdi üzerine YSK tarafından şaibe düşürülen 'mühürsüz seçim'le bu yetki de TBMM'nin elinden alınmıştır. Böylece devlet yönetiminde liyakat değil, keyfi yönetim anlayışının egemen olmasının yolu açılmıştır.

Üzülerek ifade edeyim ki bugün TBMM büyük bir itibar kaybına uğramıştır. O kadar ki YSK dahi TBMM'nin çıkardığı kanuna uymamayı kural edinmekte, kanunsuzluğu meşru hale getirmektedir. Bir parlamentonun bu duruma düşmesi gerçekten de çok dramatik bir tablodur.

Bu Meclis'i yaralayan, milli iradeyi sakatlayan bir başka gerçek de uygulanan yüzde 10 seçim barajıdır. Yüzde 10 seçim barajı, milli egemenliği hiçe sayan, yurttaşlarımızın tercihlerini görmezden gelerek temsiliyet haklarını çalan ve iktidarda kalmak için her şeyi reva gören çarpık bir zihniyetin ürünüdür. Darbecilerin getirdiği bu düzenlemeyi savunanların darbecilerle aynı paralelde olduklarını da unutmamak gerekir.'' 

 
Son Güncelleme: 24.04.2017 11:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.