Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için pedallayacaklar

Avukatlar Ezgi Çakır ve Süleyman Gökten, 3 yaşındaki kızları İdil ile birlikte 149 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın taleplerine dikkat çekmek için bisikletleriyle İstanbul'dan Ankara'ya ''Pedallıyoruz'' eylemini gerçekleştirecekler.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için pedallayacaklar

Avukatlar Ezgi Çakır ve Süleyman Gökten, 3 yaşındaki kızları İdil ile birlikte 149 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın taleplerine dikkat çekmek için bisikletleriyle İstanbul'dan Ankara'ya ''Pedallıyoruz'' eylemini gerçekleştirecekler.

04 Ağustos 2017 Cuma 18:35
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için pedallayacaklar

Emre Orman 

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinde kritik aşamada olmaları ile birlikte Avukat Ezgi Çakır ve Avukat Süleyman Gökten, 3 yaşındaki kızları İdil ile birlikte 5 Ağustos (Yarın) günü saat 10:00 da İstanbul'dan Ankara'ya bisikletleriyle ''Pedallıyoruz'' eylemine başlayacaklar.

Çakır ve Gökten, ''Pedallıyoruz'' eylemine ilişkin Ark Gazetesi'ne konuştu. 

Merhaba Ezgi Hanım. Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden, 5 Ağustos günü saat 10:00 da Kartal'dan Ankara'ya 'pedallayacağınızı' duyurmuştunuz. Bu eyleminizin amacı nedir?

Av. Ezgi Çakır: Merhaba. Nuriye ve Semih, 149 gündür açlık grevinde ve hali hazırda hapishanede tutuklular. Nuriye ve Semih, KHK'larla haksız şekilde işlerinden atılan yüz bini aşan kamu emekçilerinden yalnızca ikisi. Onların önünde iki yol vardı: Direnmek ya da susmak. Onlar haklarını ve özgürlüklerini savunmak, haksızlığa karşı seslerini yükseltmek için direnme yolunu tercih ettiler. Aynı zamanda bu durum aslında her bireyin yurttaş olarak bir ödevi, politik ve hukuki bir zorunluluğudur. Özellikle demokratik ülkelerde hukuk artık iyice nesnelliğini yitirdi ve halka karşı bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Nuriye ve Semih'in, bu ödevi aslında hem kendi iç dinamikleri hem de halka karşı olan sorumlulukları ile beraber gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Hepimizin böyle bir görevi varken onlar omuzlarında böyle bir sorumluluk hissettiler. Bizler de bu sorumluluğu omuzlamak istiyoruz. Bu yükü paylaşmak ve yoldaşları olmak istiyoruz.

En son gelinen süreçte ise Nuriye ve Semih zorla tıbbi müdahale amacıyla hapishane içerisindeki kampüse nakledildi. Burada hastane odasına kapatıldılar, iktidar bir bahane bekler gibi... Bu çok ciddi bir durum. İradeleri dışında zorla müdahale Nuriye ve Semih'in sakat kalması anlamına gelir. Bunun, fiziksel bir cinayet olmasa da mental bir cinayet olduğu açık ve nettir. Talepleri ise son derece meşrudur. Haksız ve hukuksuz şekilde işlerinden atıldılar. Bizi yola çıkaran ise onların haklılığını ve onlara yapılan zulmü görmemizdir. Tutuldukları bu insanlık dışı ortamlardan derhal salıverilmeleri ve işlerine geri iade edilmeleri yönünde bir talebimiz var. Aslında onların taleplerine aynı şekilde eşlik ediyoruz. Ve tabi ki devletin bu faşizan uygulamalarını da protesto amaçlı olarak, kızımız İdil ile beraber bu yola çıkıyoruz.



Yola çıkmadan evvel mutlaka bir hareket planı hazırlamışsınızdır. Bize bunun hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Evet, hazırladık tabi ki. Haftaya Pazar günü Ankara'da olmayı planlıyoruz. Yarın saat 10:00 da Kartal Meydanı'nda yola çıkacağız. Gebze'ye kadar gideceğiz ve orada konaklayacağız. Ertesi gün tekrar yola çıkacağız. Öğleden önce İzmit kent meydanında bir basın açıklamamız olacak. Daha sonrada Yalova'ya geçeceğiz. Yine orada da basın açıklamamız olacak. Genel olarak durduğumuz her kentin meydanında basın açıklamalarımız olacak. Pazartesi Gemlik, Salı Bursa, Çarşamba İnegöl, Perşembe Eskişehir, Cuma Sivrihisar, Cumartesi Polatlı, en son da Pazar günü Ankara'da olmayı planlıyoruz. Herkesi de bizimle beraber Nuriye ve Semih'e destek olmaya çağırıyoruz.

'Pedallıyoruz' eylemine 3 yaşındaki kızınız İdil'i de dahil ettiniz. Bu çok dikkat çekici ve etkileyici bir girişim. Çünkü toplumda her zaman ilk akla gelen, ebeveynlerin çocuklarını olası tehlikelerden uzak tuttuğudur. Buna nasıl karar verdiniz?

Aslında biz bu yola tam da İdil'i tehlikelerden uzak tutmaya çalıştığımız için çıkıyoruz. Yakın çevremiz dahil birçok kişiden muhalefetle karşılandık. 'İdil'i götürmeyin. Çocuk yollarda harap olur, hem tehlikeli hem sıcak' denildi. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Biz azami ölçüde tüm önlemleri aldık. Yanımızda bir araç da yolda bize eşlik edecek. Bu konuda çok sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. İdil de yaşına göre gayet uyumlu bir çocuk. Kendisi Nuriye ve Semih'i fotoğraflarından tanıyor. Uzun süredir her Cuma günü Kadıköy'de yapılan eylemlere de beraber katılıyoruz, babası da benimle birlikte katılıyor. Yani İdil bu konudan uzak değil. Tekrar etmek gerekirse İdil'i tehlikelerden uzak tutmak için çıkıyoruz bu yola.

Ülkemizde ve dünyada çocukların sağlıklı gelişmesi için yeterli koşullar yok, çünkü sistem buna izin vermiyor. Geçtiğimiz günlerde de Suriye'deki savaştan kaçan bir çocuk, Okmeydanı'nda panzer altında kafası ezilerek öldürüldü. Biliyorsunuz ki işyerlerinde çocuk işçiliği, taciz, tecavüz, çocukların cinsel istismarı müthiş ölçüde arttı. Biz de çocuklarla ilgili olarak bir yol bulmalı ve buna karşı bir tavır belirlemeliyiz diye düşünüyoruz. O yüzden hep beraber direnmek, hep beraber bu yoldan gitmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Yani aslında hepimiz hak ve onurun, haksızlığa karşı susmamanın, yoldaş olmanın, destek olmanın önemini öğreneceğiz. Biz bu yolu açalım, İdil yürürse hem kendini hem de başka çocukları ve geleceği koruyacaktır. 



Peki Süleyman Bey, yola çıkarken veya yolculuk esnasında herhangi bir saldırı ya da gözaltı girişimi olacağını düşünüyor musunuz?

Av. Süleyman Gökten: Yani olabilir de, olmayabilir de. Türkiye'nin şuan ki bu açlık grevlerine, Nuriye ve Semih'in bu eylemine karşı verdiği reflekse baktığımızda, son verilen AİHM kararının da devlete bir güç sağladığını düşünüyorum. Saldırı veya gözaltı olacağını düşünüyorum açıkçası. Yani bunlar polis tarafından da olabilir veya polis tarafından sivil faşist saldırılar da örgütleneceğini düşünüyorum. Peki gözaltı veya saldırı olursa ne olacak? Biz mümkün olduğunca eylemimize devam edeceğiz ve Ankara'ya ulaşacağız. Yani hedefimiz sekiz günde oraya ulaşmak, ama gözaltı veya saldırı olursa bu süre uzayacaktır. Yani sekiz günde değil de, on günde, on beş günde, bir ayda ulaşırız. Saldırılarla gözaltılarla eylemimizi bitiremeyecekler. Bizi Kartal Meydanı'ndan çıkarmaya da bilirler. Şuanda Nuriye ve Semih tişörtü giyilmesine bile müsaade etmiyorlar. Nuriye ve Semih tişörtlerini giyenleri gözaltına alıyorlar. Bu yüzden Kartal Meydanı'ndan yola çıkmamıza da izin vermeyebilirler. Bu durumda biz eğer gözaltına alınırsak, gözaltından bırakıldığımızda tekrar yola çıkmak için Kartal'a geleceğiz. Yani eninde sonunda bu yola çıkacağız. 

Daha önce Nuriye ve Semih için Ankara'ya bireysel olarak yürüyenler veya bisikletle pedallayarak gidenler olmuştu. Siz bu eylem türünün başarılı olacağını, kazanım sağlayacağını ya da bir şeyleri değiştireceğini düşünüyor musunuz?

Nuriye ve Semih açlık grevine başladığında birçok kesim, devletin vicdansız olduğunu ve açlık greviyle geri adım atmayacağını söylemişti. Tabi biz Nuriye ve Semih için bisikletle Ankara'ya gittik diye, sadece bu eylemden kaynaklı olarak devletin geri adım atacağını düşünmüyoruz. Nuriye ve Semih açlık grevine başladığında, 'Biz halkın vicdanına sesleniyoruz' demişlerdi. Onlar herkesin yapabileceği bir şey olduğunu, herkesin elinden geleni yapması gerektiğini söylediler. Bu sese kulak veren çok oldu; bireysel olarak Ankara'ya yola çıkıldı, açlık grevleri yapıldı, birçok değişik eylem türü denendi. Biz de bu şekilde bir eylem ile Nuriye ve Semih’in sesine ses olabileceğimizi düşündük. Yolda insanlara Nuriye ve Semih'i anlatacağız, açlıklarını anlatacağız, niçin bu eylem türüne başvurduklarını anlatacağız. Yani halka ulaşmak ve bunları onlara anlatmak açısından güzel bir eylem türü olduğunu düşünüyorum. Çünkü yolda birçok insanla karşılaşacağız, il ve ilçe merkezlerinde durup basın açıklamaları yapacağız. Bu şekilde Nuriye ve Semih'in sesini halka ulaştıracağımıza inanıyoruz. Onlara nefes olacağımıza inanıyoruz. Yani bu şekilde değişik eylem türleriyle daha fazla kamuoyu oluşturacağımıza, oluşan kamuoyunda devletin üzerinde daha büyük bir baskı oluşturabileceğimize inanıyoruz.

Nuriye ve Semih için yapılan her eylem tarzı, her ses, yani; sokağa çıkıp Nuriye ve Semih demek, Twitter'da Nuriye ve Semih diye tweet atmak, Nuriye ve Semih tişörtü giymek, bunların hepsi bir tuğladır bence. Bu şekilde biriktire biriktire mücadeleyi yükselteceğiz. Bu yaptığımız eylem ile de bir taş olacağımıza, bir tuğla olacağımıza inanıyoruz. Bu şekilde başka insanların da bu konuyu düşüneceğine, başka eylem tarzları çıkaracağına inanıyoruz. Ve bu şekilde mücadelenin büyüyeceğine inanıyoruz. 

Kent merkezlerinde basın açıklamaları yapacağınızı söylediniz. Bu basın açıklamaları sırasında yerel halktan bir tepki ile karşılaşırsanız, buna karşı cevabınız nasıl olacak?

Şahsen ben polis tarafından, devlet tarafından faşist bir örgütlenme olmadığı sürece olumsuz bir tepki ile karşılaşacağımıza inanmıyorum. Tabi ki eğer böyle bir tepki ile karşılaşırsak, onlara Nuriye ve Semih'i, onların taleplerini, yüz günü aşkın süredir aç olduklarını, neden aç olduklarını anlatacağız. Aslında hak mücadelesi böyledir. İnsanlara ne kadar anlatırsak, onların bilinci de o kadar artar. Şimdiye kadar da en azından Nuriye ve Semih nezdinde bu hak mücadelesinin doğruluğunu ve haklılığını anlatabildiğimize inanıyoruz. Tepki gösterenler de duymamış olanlardır. Onların da, kendilerine anlattığımızda bunu anlayacaklarına inanıyorum. 

Açlık grevleri artık çok kritik bir evrede. Yani Nuriye ve Semih'in artık hayati durumları söz konusu. Eğer bu eyleminiz bir kazanım sağlamazsa, sonrasında başka şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?

Yani biz zaten Nuriye ve Semih'in eylemine destek vermeye, onların yanında yer almaya pedallayarak başlamadık. Nuriye, Yüksel'deki İnsan Hakları Anıtı önüne tek başına çıktığı zaman da onun yanındaydık; devamında Semih katıldıktan sonra da onların yanındaydık. Yani eylemin başından itibaren biz her zaman onların yanında yer aldık. Bundan önce bir çok eylemler yaptık, yürüyüşler yaptık, basın açıklamaları yaptık, açlık grevleri yaptık vs. bir çok eylem tarzı örgütledik. Onlar için yapılan eylemlere de destek olduk ve içinde yer aldık. Tabi ki şöyle bir düşüncemiz de yok: 'Biz Ankara'ya pedallayacağız, sorun çözülecek ve biz de görevimizi yapmış olacağız' ya da 'Sorun çözülmeyecek ama biz Ankara'ya pedalladık ve üzerimize düşen görevi yaptık ve kenara çekileceğiz' gibi düşüncemiz yok. Bundan sonra da aklımıza başka eylem türleri gelirse onları yapacağız, devam eden eylemlere katılacağız. Yani Nuriye ve Semih için yapılan en ufak bir eylemde, en ufak bir hareketlilikte biz her zaman buna dahil olacağız. Dediğim gibi bir çok eylemlere katıldık. Ama farklı eylem tarzları da önerilirse onların da yanında yer alırız, onlarla birlikte bu mücadeleyi yürütürüz.

 
Son Güncelleme: 04.08.2017 20:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.