Teknik Direktör: Adnan Dinçer

Emre Sarıkuş: Bu ülkeye sayısız sporcu yetiştirmiş bir eğitimciye dair ülkedeki insanların büyük bir bölümünün  bilmediği ve şimdi sadece bir kısmından bahsettiğim Adnan Dinçer gerçekleri bunlar.

Teknik Direktör: Adnan Dinçer

Emre Sarıkuş: Bu ülkeye sayısız sporcu yetiştirmiş bir eğitimciye dair ülkedeki insanların büyük bir bölümünün  bilmediği ve şimdi sadece bir kısmından bahsettiğim Adnan Dinçer gerçekleri bunlar.

11 Mayıs 2018 Cuma 12:30
Teknik Direktör: Adnan Dinçer

RÖPORTAJ: ALEV DOĞAN

Bütçesiz takımlarda yaşadığı başarılar ve alt yapıdan çıkardığı futbolcularla bilinen Türkiye'nin en önemli spor insanlarından Adnan Dinçer'in hayatı yönetmenliğini ve senaristliğini Emre Sarıkuş'un, yaptığı "Teknik Direktör Adnan Dinçer" belgeseline konu oldu. Biz de bugün basın gösterimi yapılan ve Haziran ayında Başka Sinema kapsamında gösterime girecek olan belgeselin özelinde, yönetmen Emre Sarıkuş ile futbola, hayata, Türkiye'ye dair bir röportaj gerçekleştirdik.

Burada bir şerh, Emre ile tanışlığımız aslında 2012'ye denk geliyor. Spor Emek Sen kurucu başkanı, ağabeyimiz Metin Kurt'un ölümünün ardından düzenlediğimiz etkinlikte tanıştık Emre ile. Yönetmenliğinin yanısıra futbol özelinde spora ilişkin özgün bakışı ile spor yazarlığı anlamında farklı yerde duran bir isim Emre. Bu yalnızca dostum olduğu için değil objektif olarak da böyle. Bu nedenle röportajda o samimiyet geçsin istedik okuyucuya. Belgeseli bir kaç ay önce galasında izleme fırsatı yakaladım. Özenle, emekle yapılmış olduğu her halinden belli bu belgeseli okuyucu da kaçırmasın istedim. Öyleyse vira diyelim ve sizleri röportaj ile baş başa bırakalım.

Öncelikle elinize emeğinize sağlık, bu belgeseli çekmeye iten neydi seni?

Teşekkür ederim. Dört sebep var aslında. Birincisi sinemadaki yüksek lisansımı bitirmem için bir belgesel çekmem gerekiyordu. İkincisi futbolu seviyordum.  Üçüncüsü Adnan Hocanın çok ilginç bir hikayesi vardı. Dördüncüsü de bu hikayeyi daha önce kimse anlatmamıştı. :)

Adnan hocayı biraz da senden dinleyelim.

Cevabı bir anda verilmeyen ve bu röportaja sığmayacak kadar uzun cevabı olan bir soru sordun :)

Bir adam... 60 model Opel arabasına atlayıp Türkiye'yi tarıyor yeni yetenekler bulmak için.. Almanya'daki işçi ailelerinin yetenekli çocuklarını keşfetmek için oraya gidiyor. Amatörden genç yetenekleri bulup  onları Milli takım'da oynatıyor... Seçmelere gelen ve yeteneğine çok inandığı bir futbolcunun çalıştığı bakkal dükkanına gidip hem patronunu hem babasını ikna ediyor. (O çocuk sonra  Beşiktaş'ın yıllarca kaptanlığını yapan Rıza Çalımbay oluyor.)  Hollanda'dan 8 mm futbol filmleri alıp eğitim metotları ve taktikler üzerine çalışıyor. Film izliyor, kitap okuyor, yeni çıkan yabancı tüm şarkıların sözlerini biliyor. Gazetelerde yazılar yazıyor. Lisede Beden Eğitimi öğretmenliği yapıyor, orada basketbol takımı kuruyor. Spor Akademisi'nde hocalık yapıyor. Antalyaspor'u iki kez Süper Lig'e çıkartıyor.  Kaleci Rüştü'yü keşfedip oynatıyor... İngiltere'ye gidip Bobby Robson ile çalışıyor... Tüm bunları yaşarken beyin ameliyatları geçiriyor. Defalarca işine son veriliyor.  İdealist ve dürüst olduğu için yönetimlerin ve futbolcu menajerlerinin başarısız olarak gösterdiği en başarılı teknik direktörlerden birisi... Bu ülkeye sayısız sporcu yetiştirmiş bir eğitimciye dair ülkedeki insanların büyük bir bölümünün  bilmediği ve şimdi sadece bir kısmından bahsettiğim Adnan Dinçer gerçekleri bunlar...

Peki futbol bugün senin için ne anlam ifade ediyor. Bizim çocukluğumuzdan bugüne değişen dönüşen ne?

 Çok şey değişti ve tüm bu değişim aynılaşmada buluştu.  Futbol bir temsiliyet oyunudur aslında. Değerler temsili,bağlar temsili, duygular temsili... Eskiden bir futbolcunun gol sevinci hepsinden farklı olabiliyordu ya da bir şehirle özdeşlemiş futbolcular vardı.  Bir stadı maç özetlerinde kale arkasındaki binadan tanıyabiliyordunuz. Korner kazandığında penaltı kazanmış gibi sevinen takımın hangisi olduğunu bilebilirdiniz. Şimdi her şey o kadar birbirine benziyor ki. .. Geçmişi romantize etmek için söylemiyorum bunları... Ama bugün Toki'nin yaptığı stadyumlara bakın. Hepsi aynı.. Formalar aynı, oyuncuların tipleri aynı, maç sonu açıklamaları aynı.. Teknik Direktörler aynı.. Başkan tipi aynı...Takımların sahaya dizilişleri aynı...  Genç oyuncuların birden parlayıp kaybolması aynı...  Futbolda insanları birbirinden ayırt etmemizi sağlayan, takımları ayırt etmemizi sağlayan hemen her şey ortadan kalktı. Sadece forma renkleriyle bu ayrımı yapabiliyoruz. Kapitalizm herkesi ve her şeyi aynılaştırarak satar. Bizim çocukluğumuzdan bugüne değişen şey kapitalizmin bu oyunu daha fazla esir alması oldu. Ben hala tam bozulmamış olanı, daha amatör olanı arıyorum bu oyunda...  

Hem bir spor yazarı hem de belgeselci olarak senin kahramanların ya da rüya takımların ne?

Arkadaşlarım iyi bilir, Newcastle United delisiydim. :) 1995-97 arası Cantona'lı Manchester United'a kafa tutan ve şampiyonluğu iki kez üst üste kaçıran o takım bambaşkaydı benim için. Bugün bile ezbere sayabileceğim bir takımdı.  Alan Shearer ve Les Ferdinand vardı hücumda ki bu iki golcü çocukluk kahramanımdı.  Teknik Direktör olarak da iki kahramanım var. Biri Bobby Robson diğeri de Brian Clough...

Futbol iktidar ilişkileri bunu biraz açalım isterim. Metin Kurt gibi figürler çıkar mı bu kokuşmuş ortamın içinden..

Her baskı rejimi kendi kahramanlarını ortaya çıkarır.. Bazen sanatta bazen sporda... Sanatta dik duran insanlara tek tük de olsa rastlayabiliyoruz ama bugün futbolda Metin Kurt gibi bir figürün çıkması çok zor.  90'larda orta-alt sınıftaki ebeveynler çocuklarının siyasi bilince sahip olmalarından az da olsa tedirgin olurlardı ama şu an isteseler de bunu yapamazlar. O bilincin yerleşeceği bir  kültür ikliminin yıllardır nasıl oluşturulmadığını hep birlikte görüyoruz. Oluşsa da o bilince erişebilmiş çocuklar kendilerini ifade edecekleri alan olarak futbolu seçmeyeceklerdir. Futbol bugün emek-sermaye çelişkisinin sorgulandığı bir alan olmaktan çoktan çıktı.

Son Güncelleme: 11.05.2018 15:55
Anahtar Kelimeler:
Adnan DinçerEmre Sarıkuş
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.